Merhaba !

1 dk okuma

Ben denizciliğin içine doğmadım ama, benim içimde bir denizci doğdu. 2015 Yılında liseden henüz mezun bile olmamışken şirketlere başvurularımı çoktan yapmıştım. Dönem arkadaşlarım üniversite hazırlıklarını yaparken, ben bir an önce mesleğe atılma ve kendi ayaklarım üstünde durmanın peşinde koşuyordum. Daha sonradan bunun yanlış bir tercih olduğunu anlasam da şu an hiçbir pişmanlığım yok aksine büyük bir tecrübe olarak görüyorum eski tercihlerimi.

2015 | Annaba / Cezayir | M/V Vadi |Kıç Üstü Baba Sofrasında Döner Ziyafeti

Klişe olacak ama benim denizcilik lisesinden mezun olduğum yıllarda, makine stajyerine resmen bir açlık vardı. Piyasadaki bu açlık doyacak gibi değildi. Bunun bence birkaç sebebi vardı örneğin; O yıllarda denizcilik liselerinin öğrencilerine sunduğu 3000 kW ve 3000 Gross ton ehliyetlerin dönemin Denizcilik Meslek Yüksek Okulları’nın açmış olduğu dava neticesinde 750 kW’ya düşürülmesi bunun neticesinde artık 3000 kW ve Gross ehliyetlerin değerlenmesi. Piyasaya yeni makine zabitleri yetiştirme ihtiyacı veya armatörlerin yağcı personel donatmak yerine daha ucuz ve gelecek yatırımı olarak stajyerleri görmesi olabilir. Daha sonradan fark ettim ki ben o dönem aşırı özgüven doluymuşum. Neden ? Çünkü üç ayrı şirketi farklı sebeplerle reddetmiştim. Örneğin bir şirket arıyor ve stajyer arayışında olduğunu söylüyordu, fakat gemide stajyer için ayrılmış bir kamara olmadığından revirde kalacağımı söylediği için reddetmiştim. Şimdi düşünüyorum da günümüz stajyerlerinin böyle bir şansı yok. Bence insanın kendi çalışma şart ve koşullarını kendisinin belirlemesi gerekiyor ancak burada önemli bir nokta var ki oda şu ; Eğer ki kural koyan olmak istiyorsan bunu kanıtlaman gerek. Yani özünde kendi becerilerini ve mesleki yeterliliğini işverenlere kanıtlamak bizim mesleğimizde bir zorunluluk ve hatta bunun üzerinde referans vermeniz gerekir. Bu nedenlerle şimdiki halimle o zaman böylesine gereksiz bir özgüvene sahip olmama halen çok şaşırırım.